unutulmazfilmler4.com, 5651 sayılı yasada tanımlanan yer sağlayıcı olarak hizmet vermektedir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, iletişim sayfasından bize ulaşabilirler.
İşte tam bu noktada, öyle çaresiz, öyle yalnız ve öyle bitkin oluruz ki bağırıp “Lütfen, artık bana yardım edin. Ne oluyor, ne yapıyorum ben?” diye haykırıp kendinizi de sorgular hale geliyorsunuz. Lakin bana soracak olursanız ölümden daha kötü ne olabilir diye, size yanıtım acı dolu bir yaşamın yaşlılık dönemi derim.
Yaşlanınca artık öyle bir noktaya varılıyor ki, içtiğiniz suda ne tat kalıyor ne de gördüğünüz ışıklar renkli görünüyor. Her şey sona ermiş ama hâlâ ömrümüzün ilerlediğini görürüz. Zaman öyle bir boyuta gelir ki sanki bir dakikamız yıllara bedelmişçesine ağır ve zorlu gelir. Güneşli dünyamızı sisli ve puslu görmeye başlarız. Tekrardan yine bağırmak ister ve “Lütfen, artık bitsin, ne olur, ne olur ben de normal bir
insan olmak istiyorum” deriz ama o normallik bizim için her zaman anormal olur ve bu mücadele tekerrür eder, hem de her saniye.
Filmden bahsedecek olursak ana karakterimiz olan Anthony, bizlere insan ömrünün aslında ne kadar uzun olursa o kadar çetrefilli geçeceğini ve yaşlanınca hep o aradığımız huzur ve sakin aslında hiçbir zaman gelmeyeceğinin her bir zerresini kanımıza işlemektedir. Yaşımız ilerledikçe ne kadar elden ve ayaktan düştüğümüzü, başka insanlara muhtaç olduğumuzu anlatmakta ve bu insanlar isterseniz kızınız, abiniz, anneniz, babanız olsun, o an geldiğinde hepimiz yalnız ve çaresiz olacağız, bir başımıza kaderimizin son demlerini yaşayacağız çünkü bizi anlayacak ve gördüklerimizi gören olmayacak. Film son derece ağır bir psikolojik tema altında işlenmiş zorlu bir konu. Oyuncularımızın hemen hepsi ellerinden geleni yaptığını düşünüyorum. Müzikte Ludovico Einaudi’nin leziz parçalarına yer vererek bizlere filmin her saniyesini ruhumuza işliyor diyebilirim.
Uzun lafın kısası bu film izlenir,